• Anasayfa
  • RSS Yazılar
  • RSS Yorumlar
Blue Orange Green Pink Purple
  • Anasayfa
  • Internet
    • Haberler
    • Firefox
      • Eklentiler
      • Temalar
      • Çeviriler
    • Kasif
    • Oyunlar
    • Torrent
  • PSP
    • Oyunlar
    • Haberler
    • Programlar
    • Görsel
  • Medya
    • Tv / Sinema
    • Müzik
    • Kitap
    • Reklamlar
  • Blog
    • Site Haberleri
    • Kişisel Yazılar
    • Spor
      • Fenerbahçe
      • Formula 1
      • Diğer
    • Diğer
      • Eglence
      • Bilgiler
      • Biliyor Musunuz ?
      • Atatürk
    • Teknoloji
  • İletişim
    • Hakkımda
    • RSS Abonelik
      • Yazılanlar
      • Yorumlar
      • E-Mail
    • Desteklediklerim
      • Arkın Ongan
      • Eser 360
      • Hayalmeyal
      • Kelimeler Benim
      • Missy Style

Buz Devri 3

"Ice Ice Baby" ; Çatlak ekibimiz geri döndü , hem de soluksuz bir macerayla... Koca mamutumuz Manny , kaplanımız Diego ve benim favorim miskin Sid yine komik bir maceraya atılacaklar. Scrat yine meşe palamudunun peşinden koşmaya devam edecek. Manny'nin kız arkadaşı Ellie ve Ellie'nin kardeşleri (!) Crash ile Eddie bu maceraya balıklama dalacaklar.Üçüncü filmde kadroya iki ana karakter daha katılacak. Scrat'ın ilk görüşte aşık olacağı Scratiye ve gözü pek dinazor avcısı Buck.Bu kadar çatlak bir arada olunca eğlence de kaçınılmaz oluyor. Biraz filmin konusundan bahsedelim.


Manny ve Ellie'nin bir çocukları olacaktır ve Manny bu konuda çok heyecanlıdır. Hiçbirşeyin artık eskisi gibi olmadığını sezen Diego gruptan ayrılıp kendi yolunu çizmeye karar verir. Sid de bunun üzerine Diego'nun peşinden gitmek ister ama Diego bunu kabul etmez. Ortada kalan Sid kendini yanlız hisseder ve kendine aile kurmaya karar verir. Bu sırada üç tane dinazor yumurtası bulur ve onlara annelik (!) yapmaya karar verir. Yumurtaların sahibi olan dinazor geri dönünce yavrularının kaybolduğunu anlar ve yavrularını aramaya başlar. Yumurtalardan çıkan dinazorlar Sid'i anneleri olarak benimseyince ortalık karışır.


Bu filmde kadınların kendilerini acındırarak erkekleri nasıl etkilediğine bir kez daha şahit oluyoruz :)


Dinazor  yavrularını ve tabiki Sid'i bulur. Anne dinazor Sid ve üç yavruyu dinazorların yaşadığı bölgeye taşır. Sid'i oradan kurtarma görevi yakın arkadaşlarına kalır. Ama bu kurtarma operasyonunun başında beklenmedik bir misafir yer alacaktır : Dinazor avcısı Buck.
Filmle ilgili birçok şeyi buraya yazmış olmama rağmen eğer bu yazıyı okuduysanız çok da birşey kaybetmediniz. Olayın ana işleyişi bu şekilde gelişiyor ama aralarda yazmayacağım ve de aklıma gelmediği için yazamayacağım birçok ayrıntı var. Önemli olan da bu ayrıntılar bence.


Bu filmde de Scrat Meşe Palamudunun peşinde koşmaya devam ediyor.


Sonuç olarak çok güzel bir film olmuş. Bu filmi kim Türkçeye çevirdiyse kendisini tebrik ediyorum. Eğer bir ekip çevirmişse ekibi tebrik ediyorum :) Scrat'ın da artık bir kız arkadaş bulması iyi olmuş :)

 Fragmanlar:




'Ice Age 3' Peaches @ Yahoo! Video









Onun Adı Buck ! :)
Filmle ilgili birkaç Site :
  • http://www.iceagemovie.com/ (Resmi Site)
  • http://www.filmofilia.com/tag/carlos-saldanha/ 
  • http://www.dorlingkindersley-uk.co.uk/nf/Book/BookDisplay/0,,9781405341158,00.html
Devamını Oku 0 yorum | Gönderen Serdar | edit post

PES 2009 ve Kehanetleri

Pro Evulation Soccer'ın neredeyse yeni oyunu çıkacak ama ben hala boş zamanlarımda PES 2009 oynuyorum. Oyuna ekledikleri "Become a Legend" modu oyuna yeni bir hava kazandırmış. Oyunla ilgili bir yazı yazmayı yaklaşık 6 - 7 aydır planlıyorum ama bir türlü oturup da yazma fırsatım olmadı. Bu yazımda da oyundan çok kehanetleri ile ilgili bir yazı yazmayı planlıyorum. Ve başlıyoruz ....


Öncelikle Legend Mode ile ilgili kısa bir bilgi vereyim. Oyunun bu modunda bütün bir takımı değil sadece bir oyuncuyu yönetiyorsunuz. Oynamak istediğiniz oyuncuyu kendiniz yapıyorsunuz. Boyu , kilosu , sağ veya sol ayağını kullanması , dış görünüşü vb. özellikleri ayarladıktan sonra oyuna başlıyorsunuz. 17 yaşında ilk maçınıza çıktıktan sonra ilk profosyonel sözleşmenizi imzalayıp bir takımın yolunu tutuyorsunuz. Antremanlarda kendinizi gösterip devamlı oynayan bir oyuncu olmaya çalışıyorsunuz. Oyunun amacı kısaca böyle.
 
İşte o Kehanetler :)
Uzun bir süredir bu oyunu oynuyorum ama "Legend" moduna Fenerbahçe , Galatasaray, Beşiktaş gibi takımları eklemeyi daha yeni keşfettim. Oyuna başlerken bir seçeneği gözümden kaçırdığım için yeni bir profil oluşturdum ve "Fenerbahçe'ye transfer olma" amacımı gerçekleştirmeye çalışıyorum. Beşiktaş ve Galatasaray'dan gelen transfer tekliflerini bir Fenerbahçeli olarak reddettim tabiki :) Bu teklifleri reddetmesine reddettim ama Fenerbahçe'den hala bir teklif alamadık ya hayırlısı.


Şu anda oyunda 3. sezonum ve Fenerbahçe 2. sezonun başında Juan Vargas'ı transfer etti. Juan Vargas transferi gerçekte de gündemde olan bir konu ve hayret edilecek bir şekilde PES Vargas'a gerçek hayatta daha önce talip oldu ve aldı. Adam bir sezon boyunca takır takır oynadı ve benim oynadığım klüp olan Ajax'dan sonra Fenerbahçe 2. oldu. Keşke Fenerbahçe de oyunda yaptığı hamleyi yapsa da Juan Vargas'ı transfer etse. Bu olay gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilinmez ama PES 2009'un kehanetleri bununla sınırlı değil.


Oyunda 3. sezonumu oynadığımı daha önce yazmıştım. Her transfer sezonunda Fenerbahçe'den transfer teklifi gelecek diye umutlanıyorum ama sonuç şimdilik olumsuz. Bir maçta Galatasaray'a 5 gol atıp 2 asist yapmam ve maçı deplasmanda 0-8 gibilik bir sonuçla kazanmamız bile Fenerbahçe'nin dikkatini çekmedi. Dikkatini çekmesine çekemedik ama konu Galatasaray olunca başka bir oyuncu Fenerbahçe'nin dikkatini çekti. Yine gerçek hayatta da gündemde olan Arda Turan üçüncü sezonun başında Fenerbahçe'ye transfer oldu. "Bana Fenerbahçe formasını giydirecek para dünyada yok." diye demeç verdiği iddia edilen -- ki biraz akılı bir insansa böyle bir demeç vermemiştir -- Arda Turan oyunda şu anda paşa paşa Fenerbahçe forması giyiyor. :) Aslında Aziz Yıldırım 15 milyon Euro gibi uçuk ve iyi bir teklifle Galatasaray'ın kapısını çaldı ama Arda Turan'ın Galatasaray'da kalması ve daha sonra Avrupa'ya gitmesi daha doğru olur bence. Her ne kadar küçükken Fenerbahçeli olduğu iddia edilse de Arda , Galatasaraylı Arda olarak kalsın. Nasılsa Fenerbahçe Arda kadar yetenekli , hatta daha yetenekli futbolcuları kadrosuna katar. Tuncay Şanlı dönse yeter zaten...
Devamını Oku 0 yorum | Gönderen Serdar | edit post

Facebook

Son zamanların belki de en çok konuşulan internet sitesi. İnterneti kökten değiştirmeye çalışan bir grup. Peki başarılı olabilecekler mi? İşte bunu zaman gösterecek ....

Facebook'un kuruluş hikayesini hepiniz duymuşsunuzdur. Şimdi uzun uzun anlatmak istemiyorum ama yine bilmeyenler için kısaca değinmek gerekirse Mark Zuckerberg denilen eleman tarafından kurulmuştur. Harvard'daki arkadaşlarıyla iletişim içinde olmak için kurmuştur. Kurduğu bu sistem beğenilince diğer üniversitelerden de aynı sistemi kurması için teklif almıştır. 2004 yılında temellerini attığı bu Facebook denilen nesne günümüze kadar gelerek büyümüştür. Falan filan işte. Facebook'u günümüzde bilmeyen kalmadı neredeyse. Anneannemin bile Facebook hesabı olduğunu düşünürsek sanırım ülkemizde de iyice popüler oldu. (Anneannemim bile Facebook hesabı olduğu düşünülürse derken kesinlikle şaka yapmıyorum.)

Şimdi işin hikaye kısmını ve falan filan kısımlarını geçip neden böyle bir yazı yazma gerekliliğini hissettiğimi açıklayayım. Konu bulamadaığım için değil , artık beni iyice rahatsız edip , kıl etmeye başladığı için yazıyorum. Açık açık sevmiyorum bu siteyi demek için yazıyorum. Adamlar onun bunun tahtına göz dikmişler. Boylarından büyük işlere kalkışıyorlar. Twitter ve Youtube'un birleşimi olmaya çalışmakla yetinmeyip şimdi de Google'ın tahtına göz dikmişler. "İnterneti kökünden değiştirecek bir arama motoru" yapmaya çalışıyorlarmış. Sen kimsin ? Çık dışarı çık . Kendin ol biraz. Taklitçi olma. Arama motoru olmak senin neyine. Önce adam gibi sosyal paylaşım sitesi olacaksan ol. Haddini bil yahu. Bir de Facebook'dan açıklama gelmiş. Google'ı sevmiyoruz. Google senin için ölüyor zaten.

Bir virüs gibi dünyaya yayıldı bu Facebook çılgınlığı. Önceleri sadece İngilizceyken site iyiydi. Amacına uygun olarak kullanılıyordu. İnsanlar ilkokul başta olmak üzere okuldan arkadaşlarını bulup onlarla iletişime geçiyorlardı. Eski arkadaşlar toplaşıp eskileri yad ediyorlardı , falan filan. Sitede çok fazla kalabalık da yoktu. İnsanlar bütün bir günü Facebook'ta geçirmiyorlardı en azından. Medyada , Recep İvedik gibi filmlerde sağda solda duyulmaya başlanınca sitede birden patlama oldu. Üstüne üstlük Facebook Türkçe Dil desteğini de ekledi. İngilizce diye abone olmayan insanlar da abone olmaya başladı. Kısacası sitenin iyice boku çıktı desem yeridir. Şimdi Facebook'un Yonja tarzı arkadaşlık sitelerinden hiçbir farkı kalmadı. Tanımadığı insanları zevk için ekleyip daha sonra profili "Sana aşığım. Güzelim numaram şu seninle konuşalım. Çok tatlısın beni Msn'e ekle" tarzı yazılarla dolu hatunlar da belirmeye başladı garip olarak. Tabi böyle hatunlar olunca aynı amaçla Facebook'u kullanan erkeklerin sayısı 500 kat arttı.   

 Facebook'u evet sevmiyorum ama takdir edilmesi gereken yönleri de yok değil. Adamlar daha fazla kullanıcı kitlesine ulaşabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Siteye Türkçe dil desteğinin eklenmiş olması aslında büyük bir gelişme. Yardımcı uygulamalarla siteyi her daim ayakta tutuyorlar. Sevmesemde arkadaşlarımla en kolay iletişime geçme aracı. Her ne kadar sildiğin resimleri bile depolayıp, seninle ilgili bilgi toplamaktan hoşlanan bir site olsa da , adamların yükselişini takdir etmemek elde değil.Sempatik görünmek için de herşeyi yapıyor adamlar. Hata mesajına kadar her şeylerine dikkat ediyorlar. Ahanda bir örnek :


Amanın!
Bir şeyler ters gitti. Bunu en kısa sürede düzeltmeye çalışıyoruz. Tekrar deneyebilirsin.


Ama daha önce yüz kere de belirttiğim gibi Facebook'u sevmiyorum kardeşim. Kim nerede , nerde , kiminle ne yapıyor ? Bırak abi kim kimle ne yapıyorsa yapsın. Özel hayatını yüzlerce kişiyle paylaşmanın alemi ne ? Sanane abi milletin fotoğraflarından , özel hayatından . Ama olmuyor işte. Nasıl Pazar Keyfi , Televole tarzı programlar birçok insan tarafından izleniyorsa Facebook'da aynı nedenlerden dolayı kullanılıyor. Milletin özel hayatı her zaman ilgi çekici oluyor. Adamlar da bunu çok güzel bir şekilde kullanıyor.


Bunca yazıdan sonra hala daha neden Facebook kullanıyorsun diye sormazlar mı adama ? Sorarlar. Peki neden hala Facebook kullanıyorum. İnanın bunu ben de bilmiyorum.
Devamını Oku 0 yorum | Gönderen Serdar | edit post

6 Yıllık Efsane Sona Erdi

Avrupa Yakası dün yayınlanan bölümüyle ekranlara veda etti. Son bölümünde Emel Sayın, Cem Yılmaz, Tamer Karadağlı, Cem Davran ve Melis Birkan konuk oyuncu olarak katıldılar. Son bölümü Cem Yılmaz var diye izledim ama Cem Yılmaz'ın olduğu sahneler tam bir hayal kırıklığıydı. Biraz kasıntı bir durumda gibiydi. Melis Birkan da Cem Yılmaz gibi "geçiyordum uğradım" rolündeydi. Geri kalan oyuncular hikayenin akışına serpiştirilmişlerdi.Bir komedi dizisi için biraz fazla hüzünlüydü sanki. Sonuç olarak son bölüm yıldızlar geçidine sahne oldu ve bitti.


Dizi bittiği zaman , dizinin başından sonuna kadar rol alan oyuncuların gösterilmesi çok anlamlı bir jesti bence. Çünkü ayrılan oyuncuların bir çoğu kavgalı bir şekilde bu diziden ayrılmışlardı.

Son Yıllarda Avrupa Yakası
Avrupa Yakası son zamanlarda eski popülaritesinden çok uzakta olduğu kesin. Dizi son zamanlarda sadece Burhan Altıntop karakteri üzerinde dönmeye başlamıştı. Bu da bir yerden sonra izleyicileri sıktı normal olarak. Eskiden çarşamba gelse de Avrupa Yakası seyretsek diyen insanlar bile artık diziyi seyretmez olmuştu. Avrupa Yakası'nın kaldırılması isabet oldu bence. Kaldırılması diyorum çünkü Gülse Birsel teklif gelmesi halinde diziyi devam ettireceklerinden bahsediyordu. Demek ki tatmin edici bir teklif gelmedi ki dizi sona erdi. 

Gelen ve Giden Oyuncular
Dizinin kaderini diziye yeni katılan oyuncular ve diziden ayrılan oyuncular çok etkiledi. Peker Açıkalın "Gaffur" rolüyle diziyi adeta tek başına taşıdı. Gaffur karakteri o kadar meşhur oldu ki Gaffurspor bile kuruldu.  Engin Günaydın 'da "Burhan" rolüyle diziyi elinden geldiği kadar sürükledi.  Tolga Çevik'in "Sacit" rolündeki performansını ve Binnur Kaya'nın "Dilber Hala" performanslarını da unutmamak gerek.

Diziye gelenlerden çok gidenler damga vurdu. Özellikle Hümeyra'nın diziden ayrılışı konu sıkıntısı yarattı. Bu konu sıkıntısı diziye olan ilgiyi düşürdü. Avrupa Yakası'nın "ehtiyarı" büyük oyuncu Gazanfer Özcan da vefat edince diziyi birden hüzün kapladı. Müşfik Kenter gibi bir usta bile diziyi eski günlerine döndüremedi. Daha önceki sezonlarda Evrim Akın ve Bülent Polat'ın diziden ayrılması izleyicilerde bir burukluk yarattı. Ata Demirer'in de gitmesiyle bu dizi bitti gözüyle bakıldı ama Gülse Birsel diziyi ayakta tutmayı başardı.


Sonuç olarak Avrupa Yakası iyisiyle kötüsüyle ekranlara veda etti. Bizleri güldürdüğü günlerin hatırına dizide emeği geçen herkesi kutlamak lazım ...
Devamını Oku 0 yorum | Gönderen Serdar | edit post

İngiltere GP Wettel'in

Formula 1'de İngiltere Grand Prix'sinde zafer Redbull Renault'un Alman pilotu Sebastian Vettel'in oldu.Sebastian Vettel böylelikle kariyerinin üçüncü yarışını kazandı. Hep formula 1 yazılarım Sebastian Vettel'in galibiyetlerinden sonra geliyor ama bu tamamen bir rastlantı. Bu sene için kısa bir F1 değerlendirmesi yapmayı uzun zamandır istiyordum. Neyse konuyu dağıtmadan değerlendirmelerime geçeyim.


Bu yılın süpriz takımları hiç kuşkusuz Brawn GP ve Red Bull Renault. Her iki takımın da geçtiğimiz dönemlerde pek elle tutulacak bir başarısı yok. Brawn GP bu sene kurulan bir takım denilebilir belki ama bilindiği üzere Honda takımının yerine bu sene yarışmalara katılıyor. Honda Racing çok komik bir miktara takım şefi Ross Brawn'a satıldı. Ross Brawn'da takımın adını Brawn GP koydu. Formula 1'e getirilen yeni bir kaç kuralla birlikte bu iki takım iyice öne çıktı. Jensen Button hiç kuşku yok ki bu sene şampiyon olacak. Sebestian Vettel'de her geçen gün gelişme kaydediyor. Alman pilot vatandaşı Michael Schumacher gibi efsane olma yolunda.

Fota'dan Ayrılık sesleri 

Bmw , Brawn GP , Ferrari , McLaren , Red Bull , Toyota , Renault ve Torro Rosso'dan oluşan FOTA Formula 1'e getirilmeye çalışan bütçe sınırlandırmasına tepki göstererek ayrılmak istiyorlar. Bana göre de yerden göğe kadar haklılar. FIA ayrılamazlar , yasal olarak imkansız , tazminat ödemeleri gerekir dese de bu birlik ayrılmak istiyorsa ayrılır. FIA kendini kandırmasın. Ferrari gibi Formula 1'in kuruluşundan beri yer alan takım isyan ediyorsa kulak vermek gerekir. Zaten on tane takım yarışıyor. Geriye iki tane takım kalıyor bunlar: Force India ve Williams. FIA eğer kafasının dikine giderse bu iki takımla yarışır seneye :))
Devamını Oku 0 yorum | Gönderen Serdar | edit post

Şimdi Reklamlar :)

Fırsat buldukça reklamlarla ilgili yazılar yazmaya çalışıyorum. Son dönemlerdeki reklamların bir çoğu kötü olduğu için bu konuyla ilgili birşeyler yazamıyordum. Kötü reklamlara bir örnek vermek gerekirse "Panda - Sen & Ben " reklamını örnek verebilirim. Bu reklam olayı çok enteresan. Bazı kötü reklamlar sırf kötü bir reklam olduğu için kafanıza kazınıveriyor. Ürünü hatırlıyorsunuz. Reklam son derece kötü olmasına karşın ürün aklınızda kaldığı için amacına ulaşmış oluyor. Bazen fazlasıyla kötü olan ve fazlasıyla amacına ulaşan bu reklamlar aklımızda kaldığı için başarılı oluyor. Başarılı reklam da iyi reklam demek oluyor. Kısacası garip bir durum. Son zamanlarda beğendiğim 3 reklamı sizlerle paylaşmak istiyorum. İşte o reklamlar ....


1. Nil Karaibrahimgil ' le Maden Suyu Reklamı

(Youtube)
Nil Karaibrahimgil - Maden Suyu Reklamı
Yükleyen mufitheper - Explore more music videos. 


2. Pascal Nouma - Alpet Reklamı



(Youtube)

Alpet Torojet Pascal Nouma Reklam Video
Yükleyen mufitheper - See more comedy videos.

3. Şafak Sezer - Vodafone Reklamları
 
Aslında favorim Hakim reklamlarıydı ama onları bulamadım. Pascal Nouma'nın reklamında bir Fenerbahçe'li olmama rağmen çok beğendim. Espriler ve hüzünün bir arada olduğu nadir reklamlardan. Nil Karaibrahimgil için ne denebilir ki ? Türkiye'deki en güzel kadınlardan biri ve reklam dünyasına uzak bir insan da değil :) Şöhreti reklamlarla yakalamış bir insan ne de olsa ....
Devamını Oku 0 yorum | Gönderen Serdar | edit post

Sony Ericsson'dan Çevreci Telefon

Sony Ericsson son zamanlarda farklı bir konsept üzerinde çalışıyor. Geri dönüştürülebilen malzemelerden oluşan cep telefonlarını piyasaya sunmaya hazırlanıyor. Küresel ısınmanın etkilerinin giderek arttığı bu günlerde Sony Ericsson akıllıca bir hamle yapmış. Çevreci telefonlar sayesinde piyasadaki eski günlerine geri dönmeyi planladıkları çok açık. Bakalım bu politika son zamanlarını zararla kapatan firma için ne kadar kurtarıcı olacak.

İşte Sony Ericsson'un çevreci telefon tanıtımı :


Sevgili Sony Ericsson dostu,
Güzel bir dünyada yaşıyoruz. Bu güzelliği sürdürmekten de hepimiz sorumluyuz. GreenHeart konseptimizin arka planında karmaşık hiçbir şey yok: bu tamamen çevresel olarak güvenli, geri dönüştürülebilir ürünlerle ilgili bir konu. Basit, anlaşılır ve gezegenimizin geleceği için tamamen gerekli.

Bu sayıda keşfedecek çok şey var. Başka şeylerin yanı sıra, yararlı uygulamalardan oluşan seçenekler de sunuyoruz. Deneyin ve mobil yaşamınızın hakkını verin.

Keyfini çıkarın!

Sony Ericsson ekibi


Çevreyi düşünerek
Geri dönüştürülebilir plastikler, Web tabanlı e-kılavuzlar, çevreye duyarlı ambalajlama… GreenHeart konsepti, çevresel sürdürülebilirliği ürünlerimizin merkezine yerleştiriyor.

İlk GreenHeart ürünlerimiz, Naite pek yakında mağazalarda olacak.
Yürekten yeşil olmak
Sony Ericsson


- Sony-Ericsson C901 GreenHeart incelemesi için buraya bakabilirsiniz.
- Sony Ericsson, GreenHeart™ Stratejisiyle ilgili daha fazla bilgi için buraya bakabilirsiniz.
Devamını Oku 0 yorum | Gönderen Serdar | edit post
Önceki Kayıtlar

   

Twitter Updates

    Twitter'la takıl peşime
  • Hakkımda
    İlgi duyduğum her alanda yazılar yazarım. Bana gelen mailleri millete forwardlamakla uğraşmam , beğendiklerimi direk siteme koyarım. Oyunlara karşı olan inanılmaz ilgi ve yeteneğimi sizlerle paylaşırım. Bedava ve geliştirilebilir olan hemen hemen her projeyi desteklerim. 2005 yılından beri Blogger'da takılırım. Ruh halimi ve kişiliğimi yansıtan temalar yaparım. Her yerde takılmam aşağıdakilere ara sıra uğrarım.
  • Blog Listem

    • Eser Sevinç - Blog
      Çarşı izinleri filan - Ya bu Askerlik`te zaman geçmiyor... Gerçekten geçmiyor... Asklerliğin yarısını bitirdim ama hiç bitecekmiş gibi gelmiyor, çok değişik bir psikoloji yaratıy...
      1 gün önce
    • Kelimeler Benim
      Lavaboya gitmek istiyorum! - "Derya, İstanbul Üniversitesi'de okuyor" diyor. Bu açıklama, kız arkadaşla, kendinden yaşça fazla büyük olmayan bir dayı tanıştırmasının henüz ikinci cüml...
      2 hafta önce
    • Missy Style
      Getting to 50/50 - Getting to 50/50: How Working Couples Can Have It All by Sharing It All By Sharon Meers and Joanna Strober Bantam; 311 pages A book for working mothers e...
      2 ay önce
    • Hayalmeyal
      Koaka.com Kapandı - Türkiyenin en eski ve belki de ilk diyebileceğim oyun sitesi olan koaka.com 7 Aralık Pazar günü 9 yıllık macerasını sonlandırıp, kapandığını açıkladı. Site...
      6 ay önce

    Bölüm Sonu Canavarları

    Arama



    Blog Arşivi

    Bölüm Sonu Canavarları

    Yükleniyor...
    E-posta ile abone ol Serdar Yavuz
    Paylaş |
    • Blogger
    • Facebook
    • Twitter
    • Delicious
    • Youtube
    • Flickr

    © Copyright Serdar Yavuz. All rights reserved.
    Designed by FTL Wordpress Themes | Bloggerized by FalconHive.com
    brought to you by Smashing Magazine | Edited By bLaCkTiGeR

    Yukarıya Zıpla